4 Temmuz 2014 Cuma

Hosgeldiniz! Neden bu blogu hazirladik? Cünkü Islam dini hayvan haklarina sahip cikan tek dindir.


Bismillâhi'r-Ra hmâni'r-Rahîm / بِسْـــــــــــــ ـــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

HOSGELDINIZ! 

NEDEN BU SAYFA? 

ANIMAL PROTECTION GROUP HAYVAN HAKLARI DERNEGI ALMANYA




"Gönül insanı; çoraklaşmis çöllerde dahi gül bitirebilme gayesinde olanlardir."
 Hz. Mevlana"

Sevgili Dostlar...

 
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez.


İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler.
Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır. Bakara/2-26

Sadece islam insan, hayvan, bitki gibi canli ve cevre, su, torak gibi cansiz olan Kullarina affedilemeyecek haklar tanir. 

İslâm tarihinde dört halife döneminden itibaren "hayvan" haklarını korumaya yönelik emirler verilmiş, aksine davrananlar uyarılmış ve ya cezalandırılmıştır...
 Özellikle Osmanlılar devrinde sahipsiz hayvanların bakım ve korumasının devlet tarafından sağlandığı, bu amaçla vakıflar kurulduğunu da burada hatırlatmakta fayda görüyoruz.
"Hayvan" haklarına ilişkin hukuksal normlar, Osmanlı Kanunnamelerinde ilk dönemlerden beri yer almıştır.

Bu nedenle APG Dernegi Almanya, bu calismalarimizla Islamiyet'in ve Osmanlilar'in hayvan haklarina verdigi önemi tanitmak, uzun calismalar neticesinde topladigimiz bilgileri paylasmak  amaci ile bu calismalari yapmaktadir..

Aramiza katilacaginizi, sayfamizi dostlariniza önereceginizi umariz. Blogumuz yorumlariniza aciktir. Blogumuza kaydoldugunuz zaman yeni paylasimlarimiz aninda size ulasacaktir.

Saygilarimizla,

Baskanlik
Ingo Marco Pannicke
Adile Pannicke
Animal Protection Group
Arbeitsgruppe für Tierrechte e.V.
Almanya

27 Şubat 2014 Perşembe

Pertevniyal Valide Sultan:bu kücük hizmet ve merhametimden dolayi-Visal Yolcusuyuz


İstanbul Aksaray'daki Vâlide Câmii'ni yaptırmış olan Pertevniyâl Vâlide Sultan vefat ettiğinde, kendisini sâlih bir kimse rüyâsında güzel bir makâmda gördü ve sordu:

"- Yaptırdığın mâbed dolayısıyla mı Allâh seni bu makama yükseltti?"

Pertevniyâl Vâlide Sultan:

"- Hayır." dedi.

O sâlih zât şaşırarak:

"- O hâlde hangi amelinle bu mertebeye ulaştın?" diye sordu.

Vâlide Sultân şu ibretli cevabı verdi: 

"- Çok yağmurlu bir havaydı. Eyüb Sultan Câmii'ne ziyârete gidiyorduk. Yol üzerinde kaldırım kenarında oluşan su birikintisi içinde cılız bir kedi yavrusunun çırpındığını gördüm. Faytonu durdurdum; yanımdaki bacıya: 

"- Git, şu kediciği al; yoksa zavallı boğulacak!.." dedim.

Bacı ise: 

"- Aman Sultânım! Senin de benim de üstümüz kirlenir." deyip getirmek istemedi. 

Ben de onu kırmamak için arabadan kendim inip çamurun içine girdim ve o kedi yavrusunu kurtardım. Kedicik titriyordu. Acıdım ve onu kucağıma alıp, iyice ısıttım. Çok geçmeden zavallıcık canlanıverdi. 

Allâh Teâlâ bu yüce makamı, işte o kediye olan bu küçük hizmet ve merhametimden dolayı bana ihsân eyledi."


Kaynak:
Visal kelimesi sevgiliye kavuşmak mânasına gelmektedir.
http://visalyolcusuyuz.biz/index.php?option=com_content&view=article&id=4400:2014-01-23-14-32-54&catid=41:kissadanhisseler&Itemid=14

On sekiz bin alem - Mumsema





Onsekiz bin âlem ne demektir?

Âlem; cihan, kâinat, dünya ve Allah’tan gayrı her şey mânâlarına gelir. Ayrıca halk ve topluma da âlem denir.

“On sekiz bin âlem” tabiri Fâtiha Sûresindeki “Rabbi’l-âlemîn” ifadesinin tefsirlerinde geçer. Tefsirlerimizde âlemlerin sayısı on sekiz bin ile yirmi sekiz bin arasında değişir.
Tasavvufta kâinata âlem-i ekber (büyük âlem) insana da âlem-i asğar (küçük âlem) denmektedir. Kâinat ile insan arasında çok yakın bir irtibattan dolayı da kâinata insan-ı ekber tabir edilir. İnsana küçük âlem denmesindeki sebep, kâinatta ne varsa insanın maddî ve manevî dünyasında da az çok o şeyin var olmasıdır. Bu hususta Sözler’de şöyle denir:

“İnsanda cisimden başka nasıl ki akıl, kalb, ruh, hayal, hâfıza gibi manevî vücutlar var. Elbette insan-ı ekber olan âlemde ve şu insan meyvesinin şeceresi olan kâinatta âlem-i cismaniyetten başka âlemler var. Hem âlem-i arzdan (dünyadan) tâ Cennet âlemine kadar herbir âlemin birer semâsı var.”163

Ayrıca insanda var olan duygular kâinatta ona benzer âlemlerin varlığını göstermektedir. Lem’alar’da geçtiği gibi, “insanın ruhu âlem-i ervahtan ve hâfızaları Levh-i Mahfuz’dan ve kuvve-i hayaliyeleri (hayal gücü) âlem-i misâlden ve hâkezâ her bir cihazı bir âlemden haber veriyorlar.”164

Demek ki kâinatta insan, dünya, gezegenler, yıldızlar ve galaksiler gibi bir görünen âlemler var, bir de görünmeyen âlemler vardır.

Bediüzzaman, Mektubat’ta “Rabbi’l-âlemîn’in tefsirinde “Semâvatta (göklerde) binler âlem var. Yıldızların bir kısmı her biri birer âlem olabilir. Yerde de her bir cins mahlukat (varlıklar) birer âlemdir. Hattâ her bir insan dahi küçük bir âlemdir” derken, âlemlerin nasıl bir sayıya ulaştığını ifade etmektedir.165

Meselâ sadece yıldızlara ve yıldız topluluğu olan galaksilere bakalım. Kâinattaki galaksilerin durumu büyük bir çayırda bir çimen yaprağının durumundan farklı değildir. Dünyanın en güçlü optik teleskopu olan ve Amerika’da bulunan Mount Palomer Rasathanesindeki 200 inçlik Hale Teleskopunun gözlem sahası içine 800 milyon galaksi girmektedir. Ya bütün kâinatta ne kadar galaksi var? Belki yüz milyar, belki daha fazla. Bu konuda tahmin yürütmek bile imkânsız. Çoğunluğu 100 milyar civarında yıldız bulunduran bu sayısız galaksiler içinde bin milyardan fazla yıldızı bulunanlar da vardır. Bu yıldızların her birisi güneşten binlerce kat büyüklüktedir.

Bir de yeryüzüne inelim. Yeryüzünde bulunan canlı cansız her bir tür varlık birer âlem: Ağaçlar, çiçekler, böcekler, kuşlar, balıklar vesaire bütün varlıklar birer âlem.
Ya görünmeyen âlemler. Dünyada mevcut olup da göremediklerimiz: “Âlem-i ziya (ışıklar âlemi), âlem-i hararet (ısılar âlemi), âlem-i hava, âlem-i kehriba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir.”166

Dünyada olmayan âlemler: Ölen insanların ruhlarının bulunduğu Berzah âlemi, ruhanî varlıkların, meleklerin ve cinlerin bulunduğu ruhlar âlemi. Göremediğimiz, işitemediğimiz gayb âlemi.

Âhiret âlemi: Cennet, Cehennem ve binlerce âlemler.
Ruhlar âlemi ile şehâdet âlemi (görebildiğimiz âlem) arasında kalan misâl âlemi.

Şimdi âlemleri nasıl tasnif edeceğiz? Sayısını nasıl tespit edeceğiz? 18 bin mi, 18 milyon mu, 18 milyar mı? Demek ki sayısını ancak Allah bilir. “On sekiz bin âlem” tabiri kesretten kinaye, yani çokluğu ifade etmektedir.

Şu da bir gerçektir ki, “Doğrudan doğruya her âlem Cenab-ı Hakkın rububiyetiyle idare ve terbiye ve tedbir edilir.”167

Mehmed Paksu

Kaynak:http://www.mumsema.com/kultur-soru-ve-cevaplari/73873-on-sekiz-bin-alem-ne-demektir.html

http://risaletalimhaber.com/haber/236-on-sekiz-bin-lem.html#.Uw9nV4UdiG0

Sure Er-Rahman


19 Şubat 2014 Çarşamba

Muhammed Said Burhani, et-Ta'likat el-Merdiyye ala el- Hediyyetilalaiyye S.466

Allah'u Teâlâ mahşer günü birbirlerinde hakları olan insanlara, haklarını almalarına müsaade edecek ve hak sahibi de hakkını alacaksa; üzerinde hayvanların hakkı olan, onlara zulmetmiş kişiye de zulmü oranında azab edecektir. 
Hatta hayvanlara yapılan zulüm insanlara yapılan zulümden daha günah ve azabı da daha ağırdır. Zira helalleşme ve müsamahasını alma imkanı yoktur.
(Muhammed Said Burhani, et-Ta'likat el-Merdiyye ala el- Hediyyetilalaiyye S.466)

15 Şubat 2014 Cumartesi

Insan-Hayvan Iliskisi ve Haklari - Hocamiz M.Burhan Hedbi




İnsan-Hayvan İlişkisi ve Hakları!

 18.12.2013 


Dini konuşup dinin gereği gibi davranmayan, dominant kültürün etkisinde kalıp özüne yabancılaşan, dahası kendi kültürüne burun kıvıran bir toplumun yetiştireceği bir nesil; atalarını tanımayı ve kültürünü öğrenmeyi dert etmemektedir. Zira çığlıkları duyduğu halde dönüp bakmayan bir nesil oluştu! Bu da asrımızın çok korkutucu bir hal aldığının sinyallerini vermektedir. 

Bazi Peygamberlerin Meslekleri - Hocamiz Muhammed Salih Arvas




BAZI PEYGAMBERLERİN MESLEKLERİ

Âdem aleyhisselâm: İlk ziraat mühendisi ve çiftçiydi.
İdris aleyhisselâm: İğneyi ilk keşfeden, ona delik açan, iplik geçiren olduğundan, terzilerin, örücülerin piri sayılır.
Nuh aleyhisselâm: Marangozların, gemicilerin piriydi. Tufan’ı ile meşhurdur.
Hûd aleyhisselâm: Tüccar idi. Bütün tüccarların piri sayılır.
Salih aleyhisselâm: Sürülerle develer yetiştirirdi. Sütlerini hem içer, hem de satardı. Devesi meşhurdur.
İbrâhim aleyhisselâm: Kabeyi yeniden inşa edişiyle, Süleyman aleyhisselâm’a ve Mimar Sinan’a önderlik etmiştir. Çok zengindi.
Lût aleyhisselâm: Tarihçi idi. Seyyahların piridir.

Islamiyet ve Hayvan Haklari - Ilminfazileti




İslamiyet ve Hayvan Hakları



İnsanlığın örnek alacağı tek sevgili, güzel Peygamberimiz
(sav),”..Hayvanların yavrularını bile düşünmüştür. Şefkatli ve merhametli davranılmasını, bakımının iyi yapılmasını, aşağılanmamasını emretmiştir. Keçi sağan bir adama, yavru için süt artırmasını söylemiştir. Kuş yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavruların alınmasını yasaklamıştır. Sırf zevk ve eğlence maksadıyla yapılan avcılığı hoş görmemiştir…” (1)

Hz. Peygamber (sav). “Haksız yere bir serçeyi öldürenden Cenab-ı Hak kıyamet gününde hesap soracaktır.” (2)

devami asagidaki linktedir.
Kaynak:
http://ilminfazileti.blogcu.com/islamiyet-ve-hayvan-haklari/19312312

3 Şubat 2014 Pazartesi

"Kuddise sirruh" Mesnevi - Hocamiz Muhammed Salih Arvas



"Kuddise sirruh"

Mevlâna Celâleddin-i Rûmî hazretleri "kuddîse sirruh" Mesnevî’de şu hikâyeyi anlatır:
Birinin eşeğinin sırtında bir yara çıktı.
Öyle ki, derisi kalkmış, eti gözüküyordu. Sahibi, eşeğin yarasına bir bez bağladı ve o bez yaraya yapıştı. Bir zaman sonra yarası iyileşti zannederek o bezi çekip çıkarmak istedi.
Yarası daha iyileşmemişti ve yapışan bezi çekerken, etini de çekiyordu. Eşek acıdan derhâl çifte atmaya başladı. Hele bu eşeğin elli tane yarası olursa ve bu elli yaraya da yapışmış elli bez bulunursa, artık sen onları çekip çıkarmaya çalışılan eşeğin hâlini düşün!
İşte ey aziz! Dünya hırsı insanda yara gibidir. 

Bu yaralara yapıştırılan bez de mal mülk gibidir. 
Kimin hırsı fazla ise yarası fazladır. Mal hırsı kaplamış bir insandan bir şey istemek, yarasına yapışmış bezi çekmek gibi bu adama acı verir. Bu insan, misalini verdiğimiz yaralı eşeğe benzer. Sen sakın yaralı eşek olma!..

Kaynak: https://www.facebook.com/muhammedsalih.arvas
Webseite mit diesem Bild
Esel
nicole-ka.beepworld.de

18 Ekim 2013 Cuma

Tekvir Suresi, 5 ve Nebe Suresi,40







"Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında…" (Tekvir Suresi, 5) ayeti, hayvanların da mahşer meydanına çıkarılacaklarını haber vermektedir 
"O öyle bir gündür ki, insan kendi eliyle işlediklerine bakar Kafir de, "ne olurdu" der, "ben bir toprak olsaydım" 

(Nebe Suresi, 40) ayeti ise hayvanların mahşer meydanında karşılıklı olarak hesap verdikten sonra bedenlerinin toprak olacağını haber verir.

16 Ekim 2013 Çarşamba

Osmanlida Bayramlar






Sultan Mehmed Reşad Kurban Duası Okurken
Padişahların bayramın birinci günü sabah namazını Peygamber Efendimizin (s.a.v) Hırkasının bulunduğu Topkapı Sarayının Hırka-i Saadet Dairesinde kılmaları adet idi. Burada Darüssaade Ağası ile Silahdar Ağa ve diğer Padişah yakınları ile ilk bayramlaşmasını yaptıktan sonra saltanat elbisesini giyer ve Saray İmamları ile Hekimbaşı da hünkarın bayramını orada tebrik ederlerdi.

13 Ekim 2013 Pazar

Kurban Hacc/37

 
Onların (Kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah'a
ulaşır; fakat O'na (sâdece) sizin
takvânız ulaşacaktır. İşte böylece onları
sizin istifâdenize verdi ki, sizi hidâyete
erdirdiği için (tekbir getirerek) Allah'ı
çokça yüceltesiniz! (Ey Resûlüm!) Artık o
iyilik edenleri müjdele!
Hacc/37
                                                                       

2 Ekim 2013 Çarşamba

Hz.Süleyman, bir Sofi ve Kanadi kirik kus

 
 
Hz. Süleyman zamanında bir kuş, kanadını bir sofînin kırdığından şikâyet ile Hz. Süleyman’a gelmiş. 
Hz. Süleyman da o kuşun şikâyetçi olduğu sofîyi huzuruna getirtip sormuş:

— Bak, bu kuş senden şikâyetçi. Niye bu kuşun kanadını kırdın?

29 Eylül 2013 Pazar

Mesnevi Bahcesinden bir Testi Su

Resim yazısı ekle
BU AKŞAM HİNDİSTAN'DA

Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer. Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır. Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar:
"Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana..."

12 Eylül 2013 Perşembe

Sems Suresi-26 "Günes"


 

ŞEMS SURESİ-26
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

Şems suresi kuran sıralamasına göre doksan bir, iniş sırasına göre de yirmi altıncı sure olup, mekkede indirilmiştir. on beş ayetten ibarettir.

91/1- Güneş'e ve onun parıltısına andolsun,

Güneş kelimesi Kuran’da otuz beş yerde geçmektedir.

Sevgi

 
 
 
Bismillahirrahmanirrahim

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e:

“Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına:

"Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz!" diye hitâbeder.
Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.

Buhârî, Bedü’l–halk 6, Edeb 41, Tevhîd 33; Müslim, Birr 157.

26 Temmuz 2013 Cuma

Islam Dini ve Av





Arkadaşlar şu av sevdasından vazgeçin. Hem zamanınızı öldürüyorsunuz, hem de hiç suçu olmayan canlıları öldürüyorsunuz. Bu yaptığınız keyfi bir şey. Eğer yiyecek konusunda bir sıkıntınız olsa size bir şey demem. Bu durumda avlanmaya dinimiz de izin veriyor. Ama keyfi yapılana pek olumlu bakmıyor dinimiz. Yazıktır, bakın hayvanı yaralamışsınız. Şimdi nasıl ıstırap çekiyordur. Belki bu yaralı haliyle bir kurda yem olacak. Kim bilir belki de şimdi yavrularına ulaşmak, onları doyurmak için çaba sarf ediyor. Belki de öldü, yavruları da açlıktan ölecek. Atılan bir kurşun onun da yavrularının da canına mal olacak.

19 Temmuz 2013 Cuma

Nihat Hatipoglu ile "Islam'in güzellikleri": Üzüm salkimi

 
 
 
Bir gün, Alemlerin Sultanı Hz.Muhammed S.A.V üzüm yiyiyordu. Yanında oturan ashabının dikkatini bir şey çeker.
Peygamber Efendimiz; Üzüm salkımının sürekli alt tarafında bulunan tanelerinden yemeye başlamaktadır.
Ashap meraklanır. Ve sorarlar:
Ya Resulallah neden sürekli üzüm
salkımının altındaki tanelerden yemeye başlıyorsunuz?
Alemlerin sultanı cevap verir:
Üzüm salkımının altında küçük ve tatsız taneler var. Üst tarafında ise daha iri ve tatlı
taneler var.
Alttan başlıyorum çünkü;
Ben üst tanelere ulaşana kadar belki bir dostum gelirde ona ikram ederim diye cevap veriyor.......

Kültürümüzde "agaclar"




Ağacı mübarek saymanın itikadı çok eskilere dayanır. Sözgelimi Kur’an’da bahsedilen tuba ağacı semavâtı yeryüzüne yansıtan meyveler taşır üzerinde. Hz. Adem’in geniş yaprağıyla setr-i avret ettiği incir ağacı, Nuh peygamberin gemisine malzeme olan sedir ağaçları, Osman Gazi’nin rüyasında bağrından yeşerip dünyayı kaplayan çınar ağacı, Efendimiz’in (s.a.v) bir sözüyle hareket edip yürüyen hurma ağacı, Sidretü’l Münteha’da cenneti gölgeleyen zümrüt yapraklı tuba ağacı ve nicesi... Kaldı ki İstanbul’da dahi birçok semt ağaçtan alır adını: Cevizli, İncirli, Çınaraltı, Sıraselviler, Fıstıkağacı, Fındıklı, Acıbadem, Zeytin-lik-burnu... Ağaçlar, sivil mimari kadar dinî mimarimizin de asli unsurlarından.

Görsel: Adile Pannicke

Fatih Sultan Mehmet Han ve Cinar agaclari




Çınar deyip geçmemek lazım. Hele ki bu çınar ağaçları İstanbul’u fetheden ve “Benim ormanlarımdan bir dal kesenin kolunu keserim. Bir ağaç kesenin ise kellesini alırım.” diyen Fatih Sultan Mehmed’in türbesinin civarında ise iki kere düşünmek icap eder. Hikâye malumdur. Fatih Sultan Mehmed, Topkapı Sarayı’nı yaptırırken yaşlı bir çınar ağacına denk gelir. Çürümeye yüz tutan bu asırlık çınar ağacının kesilmesini engellemek için sarayın bahçesini çınarın bulunduğu yere denk düşürtür.

Prof.Dr.Tamer Dodurka "Gecmisten günümüze kadar hayvan haklari"

 

 

Prof. Dr. Tamer Dodurka

02. Aralık 2007


Geçmişten Günümüze Avrupa Ülkeleri Ve Türkiye’de Hayvan Hakları

Ülkemizde 2004 yılında, binbir zorlukla çıkartılan “Hayvanları Koruma Yasası” doğru dürüst uygulamaya konulamamış ve ne yazık ki, hayvan hakları medeni bir ülkede olması gereken düzeye halen gelememiştir. Oysa, AB Ülkelerindeki hayvan hakları, ulusal yasalarda “hayvanlarda kişilik” kavramını tartışabilecek boyutlara ulaşmış ve AB çerçeve sözleşmelerinde hayvanlar artık mal değil, hissetme yeteneğine sahip varlıklar olarak kabul edilmiştir.

14 Temmuz 2013 Pazar

Oğuz boyları tamgaları

Türk - Oğuz Boylarının Tamgaları

Tamgalar :Tarihsel kökeni çok eskilere dayanan tamgalar (damgalar) bir iletişim gereksinimi olarak türemiştir. Bu sebeple hayvan, eşya ve hatta silahların damgalanması gibi harmanda elde edilmiş olan hububat da damgalanırdı.

Tarihsel kökeni çok eskilere dayanan tamgalar (damgalar) bir iletişim gereksinimi olarak türemiştir. Bu sebeple hayvan, eşya ve hatta silahların damgalanması gibi harmanda elde edilmiş olan hububat da damgalanırdı. Erken Türkler, Kuzey Avrasya kıtasında yaygın olarak yaşamışlar, geçimlerini çobanlık ve avcılıkla sağlamaya başlamışlardı. Yazın yaylakta, kışın kışlakta yarı göçebe hayat sürdürmüşlerdi. Mevsim göçleri sırasında, sürülerin birbirlerine karışmaması için her boy, sürülerine kendi tamgasını vuruyordu. Harzemşahlar çağında yazılmış olan Mukaddimetü’l-Edeb’de “Mühür bastı, bugdayga” şeklinde bir cümle görülmektedir. Daha sonraki çağlara ait olan Moğolca karşılığında ise yarı Türkçe yarı Moğolca olarak “Tamga daruba bugdayda” denmektedir.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Horoz

 
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Horoza sövmeyiniz. Çünkü o namaz için uyandırır."
Açıklamalar: Horozu başka hayvanlardan ayıran en önemli özellik, onun gecenin zaman dilimlerini insanı şaşırtacak derecede hissedip ötmek suretiyle haber vermesidir. Bu o kadar ölçülü bir tarzda olmaktadır ki, mevsimlerin değişmesi, gecelerin uzayıp kısalması esnasında da bu denge aynı şekilde korunmakta, ne önce ne sonra, tam zamanında ötmek suretiyle insanlara âdeta gecenin hangi saatinde olduğunu haber vermektedir. 

14 Haziran 2013 Cuma

Osmanli Türkleri ve cevre anlayisi

 
 
 

“Osmanlı Türkleri kurak günlerde ücretli insan tutup sokaklardaki ağaçları sulatır, göçmen kuşların dinlenmesi için saçak altlarına kuş yuvaları yapardı. Yere hiçbir zaman çöp atmazlar ve tükürmezlerdi.”

(Luigi Ferdinando Marsigli, XVIII. yüzyıl)
.

Mübarek agac ZEYTIN



Zeytin, sicak ülkelerde yetisen, uzun ömürlü bir agacin meyvesidir.
Gida degeri yüksektir. Taze iken rengi yesil olup sonradan kahverengiye veya siyaha dönen yagli bir meyvedir.
Zeytin, Cenab-i Hakk'in Kuran-i Kerim'de zikrettigi ve esrarina yemin ettigi mübarek bir meyvedir. Hadis-i seriflerde de zikredilmistir.

Kuran-i Kerim'de mealen:
"Ve bir de agac yaratik ki, Tur-i Sina'dan cikar; hem yag bitirir, hem yiyeceklerine bir katik."
(Mü'minun Suresi, ayet 20) buyuruldu.

11 Haziran 2013 Salı

FETVA 42 : Boynuzsuz keçi boynuzlu keçiden hakkını alacak mı?-Müftü Adnan Zeki Biyik




Boynuzsuz keçi boynuzludan hakkını alır mı? 
Sıradışı müftü Ortaköy Müftüsü Adnan Zeki Bıyık, "Boynuzsuz keçi boynuzlu keçiden hakkını alacak mı?" sorusunun cevabını verdi. 

FETVA 42 : Boynuzsuz keçi boynuzlu keçiden hakkını alacak mı? 

EL CEVAP : Hz Muhammed'e ait bu sözün gereği olarak zulme uğrayan hayvanlar da dahil tüm mazlumlar kendisine zulmedenlerden hakkını alacaktır. Hz Peygamber burada bu teşbihi yaparak kimsenin kimsede hakkı kalmaycağını. Tüm zorbaların zorbalıklarının hesabını vereceğini anlatmak istemiştir. 

Aziz Peygamberimiz'in kıtmiri olan ben de bu güzel hadis-i şerife bir ilave yapmak isterim. yetimlerin biçarelerin, garip gurebanın haklarını fütursuzca yiyen, kendisine verilen mal veya mevki kudretini kötüye kullanan tüm zorbalar arasatta ördek gibi bağırtılacak ve yukarıda bahsedilen keçilerin boynuzları da bu dürzülerin başına geçirilecek. 

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Osmanli'da örf ve adet (D'Ohsson)

 
 
 
 D'Ohsson, 18. yy. Osmanlisinda örf ve adetlerden bahsederken bu konuda şunları söylemektedir:
Hayırseverlik o derecededir ki, hayvanları bile içine alır. Hiçbir kimse, hayvanlara kötü muamele etmez ve ettirmez. Bir kimse devesine, atına yahut katırına fazla yük yükletse, hayvanını fazla yorsa, polis derhal buna müdahele eder, eziyeti önler ve hayvanı dinlenmeye sevkeder; buna selâhiyeti vardır. Her gün bu gibi hareketlerin misalini görmek mümkündür ki, bütün bunlar, hiç şüphesiz Türk milletini şereflendirmektedir. 

Dernegimiz "APG Almanya" Diyanet Isleri Baskanligi'na "BIR KAP SU" dilekcesidir

SU VERIN SU GIBI AZIZ OLUN




 
Von: APG-AnimalrightsGermany [mailto:APG-Animalrights@t-online.de]
Gesendet: Mittwoch, 20. Juli 2011 19:58
An: 'ozelkalem@diyanet.gov.tr'; 'ozafsar@diyanet.gov.tr'; 'hakyilmaz@diyanet.gov.tr'; 'ekeles@diyanet.gov.tr'; 'aozkan@diyanet.gov.tr.'
Cc: 'yunal@diyanet.gov.tr'; 'sgunduzoz@diyanet.gov.tr'; 'ysalman@diyanet.gov.tr'
Betreff: Hayvanlara karsi vahsetin durmasi ve kapilarin onune BIR KAP SU konmasi cagrisinin Ramazan ayinda Turkiye Genelinde HUTBE ve VAAZLERDE yer almasi ve Muftulerimiz ve Baskanlikca basina beyanat verilmesi

T.C
BASBAKANLIK
Diyanet Isleri Baskanligi
Ankara

Diyanet Isleri Baskani
Prof.Dr. MEHMET GÖRMEZ

Muhterem Diyanet Isleri Baskanimiz,
Muhterem Din Büyüklerimiz,

Öncelikle Ramazan Ayinizi tebrik eder hayirlara vesile olmasini dileriz.

Muhterem din büyügümüz Sayin Prof.Dr.Nihat Hatipoglu'nun aciklamalarina siginarak, SayinBaskanliginiz'in " hayvanlara merhamet edilmesi icin " önayak olmasini rica ediyoruz.

"Dünya,Ahiretin tarlasıdır." diyor Hz. Peygamber (SAV). Burada ne ekersek Ahirette onu biçecegiz. Zulüm eken merhamet biçemez, zulmeden merhamet bulamaz.
''Merhamet edenlere Allah'ta merhamet eder. Siz, yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin." diyor Hz. Peygamber (SAV).

"Hayvanlar da kendi yaratılışlarına göre yüce Allah'ı tesbih eden canlılardır ve bunlar asla boşuna yaratılmamış olup,her birinin bir yaratılış hikmeti vardır."

Yüce Allah,yarattığı her canlıyı İlahi bir Hikmet ve İlahi bir Gayeyle ve Sevgisiyle yaratmıştır ve bizlerden de bütün yarattıklarına sevgi ve merhametle muamele etmemizi istemektedir. Onun yarattıklarını aşagılamak ve yarattıklarına kötü muamele etmek Allah'a karşı işlenmiş küfürdür.

)Islam dininin bu hukumlerine ragmen, %99 u Müslüman olan toplumumuzda hayvanlar buyuk iskencelere ugramakta, zehirlenip kivranarak öldürülmekte,
belediye bakimevlerinde ve sokaklarda ac ve susuz olarak ölümlere mahkum edilmektedir.

Mubarek ramazan ayinda tutulan Oruc,
"esas olarak toplumun ahlaki hayatini degistiren, iyiye ve guzele goturen bir ameldir ve zenginler oruc sayesinde fakir ve yoksullarin, ac ve susuz kalanlarin durumunu daha iyi anlarlar ve bireyler arasinda yardimlasma, acima ve merhamet duygulari gelisir" olarak da tarif edilmektedir.

Bu baglamda, Mübarek Ramazan ayi boyunca, camilerde hutbe ve vaazlarda:

1. Hayvanlarin onune bir kap su bir kap artik yemek konmasinin, onlara merhamet ve sefkatle yaklasilmasinin Islam dinimizin de bir geregi oldugunun yer almasini,

2. Hayvanlara eziyet ve iskence edenlerin, onlari dovusturenlerin, zehirleyip oldurenlerin buyuk gunaha girdiklerini,

3.Bu hususlarin yine Mübarek Ramazan Ayi boyunca Diyanet Isleri Baskanliginca ve Muftuluklerce gazete ve TV larda beyanat olarak topluma anlatilmasina önayak olmanizi istirham ederiz.

Yazimizdaki konulara iliskin tarafimiza 4982 ve 3071 sayili yasalar geregi bilgi ve cevap verilmesini emir ve musaadelerinize saygilarimizla arz ederiz.



Yük.müh.MBA, Ingo Marco Pannicke
Baskan

Animal Protection Group Arbeitsgruppe für Tierrechte e.V.

Mahser günü kul hakki

Allah'u Teâlâ mahşer günü birbirlerinde hakları olan insanlara, haklarını almalarına müsaade edecek ve hak sahibi de hakkını alacaksa; üzerinde hayvanların hakkı olan, onlara zulmetmiş kişiye de zulmü oranında azab edecektir. Hatta hayvanlara yapılan zulüm insanlara yapılan zulümden daha günah ve azabı da daha ağırdır. Zira helalleşme ve müsamahasını alma imkanı yoktur.
(Muhammed Said Burhani, et-Ta'likat el-Merdiyye ala el- Hediyyetilalaiyye S.466)

Kul Hakki


 
 
 
 
 
Sadece islam insan, hayvan, bitki gibi canli ve cevre, su, torak gibi cansiz olan Kullarina affedilemeyecek haklar tanir.

Nur islam anerkennt die unverzeihliche Rechte des lebendigen sowie Menschen, Tiere, Pflanzen und nicht lebendigen sowie die Umwelt, das Wasser, die Erde, usw Wesens (KUL HAKKI)

islam
Kaynak: Ahmet Mim

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Osmanli'da ucuzluk ve bolluk









OSMANLI’DA UCUZLUK VE BOLLUK

Osmanlı İmparatorluğu'nda halkın memnuniyetini temel alan muazzam iaşe siyaseti sayesinde kuruluşundan neredeyse yıkılışına kadar yiyecek bolluğu ve ucuzluğu ile en fakirlerin bile buna ulaşımı büyük ölçüde sağlanmıştır. Batılı seyyahlar da İstanbul’daki yiyecek bolluğu ve ucuzluğu karşısında şaşkına dönmüşlerdir.

1665 yılında İstanbul'da bulunan Monsenyör Thevehot, "Türkiye'de her şey bol ve ucuzdur" der, "Yeşil meyve ve sebzeler bizdeki gibi mücevher pahasına satılmaz. Satıcıların terazileri her gün kontrol edilir, hileli ve pahalı satanlar derhal cezalandırılırlar. Satıcılar rezil olmamak için fazla fazla tartarlar. İstanbul'da çocuğu bile pazara yollayabilirsiniz. Bu pazarda saf ve şaşkınlar bile aldanmaz."

10 Mayıs 2013 Cuma

Alanya Müftülügü - Hayvan Haklari






Von: Alanya Müftülüğü [mailto:muftuluk@alanya.gov.tr]
Gesendet: Mittwoch, 25. Juli 2012 10:21
Betreff: HAYVAN HAKLARI

Sayın:

Bu konulara ilginizden dolayı takdire şayansınız. Konu ile ilgili biz Müftülük olarak vaazlarımızda sürekli bilgilendirme yapıyoruz. En son 06 Temmuz ve 13 Temmuz günleri Cuma vaazlarında İslam’da Hayvan Hakları konusundan bahsedilmiştir. Ramazan ayı boyunca Vaazlar da bu konu zaman zaman anlatılacaktır.
İlginize teşekkür ediyoruz…

Ahmet Hamdi BAŞPINAR
Alanya Müftüsü
Kaynak: http://www.alanyamuftulugu.gov.tr/

Van Il Müftü'lügü "Hayvan Haklari konusunda bilgilendirme"




 
Kimden: Van İl  Müftülüğü <van@diyanet.gov.tr>
Tarih: 22 Nisan 2013 16:21:48 GMT+03:00

Konu: Hayvan Hakları Konusunda Bilgilendirme
 15.04.2013 tarihli ve hayvan hakları konusunda bilgilendirme yapılmasına dair yazınıza istinaden İlimiz Müftülüğünce yapılan çalışmalar aşağıya çıkarılmıştır.

 1-İlmiz Müftülüğünce görevlilerimiz tarafından hutbe ve vaazlarda belli aralıklarla hayvan haklarının korunması hususuna değinilmektedir.
2- Dinimizin en önemli konularından olan merhamet konusu işlendiği zamanlarda bütün canlılara ve özellikle hayvanlara merhamet gösterilmesi, hayvanların aç bırakılmaması  ve işkence edilmemesi konusunda cemaate bilgi verilmektedir.

3- Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her yıl kutlu doğumda işlenmek üzere bir konu seçilmektedir. İleriki yıllarda merhamet konusu çerçevesinde hayvan haklarına da değinilmesi için gerekli çalışmalar yapılacaktır.



Van İl Müftülüğü
Kaynak:
http://www.vanilmuftulugu.gov.tr
__._,_.___

Ittihat-Terakki hükümeti ve köpek itlaflari "Hürriyet geliyor, zürriyet gidiyor"



Hürriyet geliyor, zürriyet gidiyor.
 
1908’de Abdülhamit devriliyor. Memlekete "hürriyet" geliyor. Abdülhamit’in bütün değerleriyle birlikte sokak köpekleri de yeni rejimin hışmına uğruyor. Talat Paşa’nın Dahiliye Nazırı olarak görev yaptığı 1910’da İstanbul’un tarihindeki en büyük köpek itlaf kampanyası başlatılıyor.

Fakat o yıllarda halktaki köpek sevgisi yüzünden sürgün köpeklere her gün sandalla yiyecek gönderiliyor. Başlarına da iki personel atanıyor.

Sultan 2.Abdülhamit Han'in hal'inden kisa bir süre sonra, Ittihat-Terakki hükümeti tarafindan gerceklestirilen elim hadiselerden biri de 1910 Haziraninda yapilan köpek itlafidir.

Sokaklardan toplanan 80.000 köpek mavnalarla Hayırsız Ada'ya (Sivri Ada) götürülerek orada aç susuz ve yapayalnız bir ölüme terk edildiler. Kayalıklarla kaplı bu adada neredeyse dikili tek bir ağaç dahi yoktu.Avrupada eğitim görmüş ve batı şehirlerine hayran olmuş jöntürkler de İstanbul'un Avrupa kentleri gibi olması için sokaklarda gezen bu canlı çöplükleri temizlemenin lüzûmuna inanıyorlardı.Köpekleri 3-5 kuruşkarşılığında toplayanlar mahallenin ayak takımıydı.Köpekler toplandı, Tophâneden bindirildikleri mavnalarla Hayırsız Ada'ya götürülüp atıldı. Artık bu gidişin dönüşü de yoktu.İstanbul Belediye Başkanı Suphi Beyin köpek kıyımını, sonraki belediye başkanlarından Cemil Topuzlu devâm ettirdi. '80 Yıllık Hatıralarım' isimli hâtırâtında "30 bin köpek öldürttüğünü" iftiharla anlatır.
O sene cikan Balkan Savasi da, Istanbullular tarafindan köpeklere yapilan cefanin cezasi olarak yorumlandi.